Stealer Log
Free Log
free log
stealer
stealer store
stealer log free
Haberler / Derin Devlet - Uyuşturucu - Kaçakçılık- Mafya Döngüsünün Sona Ermesi
Onurlu, İtibarlı, Huzurlu, Zengin bir Halk ve Ülke için!
Derin Devlet - Uyuşturucu - Kaçakçılık- Mafya Döngüsünün Sona Ermesi

Derin Devlet - Uyuşturucu - Kaçakçılık- Mafya Döngüsünün Sona Ermesi

132 Kişi okudu

  27 yıl iktidarda kalan CHP ile rahata ve beleşçiliğe alışan kesimler 1950 seçimleriyle ellerindeki imkanların azalmasını zor dayanıyorlardı ve 1959 devalüasyonuyla maaşların %60dan fazla düşmesini fırsat bilip ellerindeki medya gücüyle darbe yapmayı başarmışlardı. Fakat darbe yapanlar Amerika'ya mı Sovyetlere ile mi yakın olma konusunda görüş ayrılığına girse de Mısır'daki darbeciler gibi Sovyet yanlıları Amerika yanlılarını tasviye edip iktidarı tam ele geçirdiler. Daha sonraki dönemlerde de Irak , Suriye, Libya gibi ülkelerde de Sovyet yanlıları askeri darbe yapmışlardır. Türkiye bu Arap ülkelerinden farklı olarak Nato üyesi olduğu gibi 1965 yılında Batı yanlısı Adalet partisi iktidara gelmiştir .Sovyet yanlıları kurdukları sivil toplum örgütleri ve derneklerle Atatürk ve Laik yaşam üzerinden taraftar kazanmaya çalışırken Batı yanlıları milli ve dini semboller kullanmışlardır. Çatışmalar daha sonra silahlı mücadeleye dönüşmüş 1969-1980 arasında Türkiye genelinde düşük yoğunluklu iç savaş yaşanmış 1984-1999 arasında ise güneydoğuda özelinde iç savaş olmuştur.Sovyet yanlıları doğu Karadeniz bölgesinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları güneydoğuda ise A.Öcalan taraftar bulmuş hatta yurtdışında da korunup kollamıştır.Sovyet yanlıları 9 mart 1971'de darbe yapmayı planlarken olay deşifre olmuş planlayıcılar hapse atılmış 3 militan idam edilmiş ( O dönem geçici başbakanlık yapan N.Erim 1980 yılında Sovyet yanlısı örgütler tarafından öldürülmüştür) Komünizm çökünce Sovyet desteği biten Suriye'de derin devletin Sovyet yanlısı grubun desteğindeki A.Öcalan Suriye'den çıkmak zorunda kalmış ve Afrikada yakalayan Amerika müttefik gördüğü Türkiye'ye teslim etmiştir. Daha sonraki dönemde devletteki konumunu kaybetmek istemeyen ,devlet gücüyle rahat ve keyfi yaşantısına devam etmek isteyenler 28 şubattan sonra 27 nisan bildirisine imza atmışlar ama 1960 darbesiyle Sovyet etkisi artan ülkede Amerika tarafından desteklenen Fethullahçı yapılanma balyoz ve ergenekon gibi davalarla kendinden başka diğer 2 yapıyı yok etmek istemiş sonra yine anlaşamadığı iktidarı da değiştirmek istemiş ve en son 15 Temmuz olayları yaşanmıştır

  90'lı yıllardaki bir Başbakan mafyanın merkezi istanbul demiştir. Yine aynı başbakan 1970lerde konrgerilladan bahsetmiştir. 1980 darbesini yapan ve Cumhurbaşkanı olan general ise bir röportajda ülkedeki eski gladyo üyelerin ASALA ile mücadelede kullanılmasını '' haberim yoktu ama iyi yapmışlar'' demiştir fakat bu kişilerin de uyuşturu ticareti yaparken yakalandığı da bilinmektedir yani devlet bu kişilere para vermek yerine uyuşturucu veya kaçak işlerine göz yummaktadır

  Türkiyede uyuşturucu-uyarıcı madde ticaretinin boyutu 20 milyar dolar olduğu söyleniyor. Bunun yanında yine kaçakçılık konusu vardır . Son dönemde kaçak sigara kazancı ile ülkedeki en büyük medya holdingi satın alınması haberleri dolaşmaktadır. Tüm bunlar halka olumsuz etkisi olmaktadır. Uyuşturu-uyarıcı madde kaçakçılık sadece devlet yanlısı mafyaya (!) değil bölücü örgütlerin de gelir kaynağı olmaktadır . Bu gelir ile mafya otel, gece klübü vs. satın alarak eğlence sektörüne daha fazla nüfus edebiliyor ve sıradan insanların da bundan dolaylı olarak etkilenmesine neden olmaktadır

  Bunun dışında 15 Temmuz sonrası , nasıl ki 1950'de devletten beleş geçinen kesimler iktidara taşradan gelenlere vermekte zorlandılarsa 20-25 yıl iktidarda kalanlar devletin idaresini vermek istemeyebiliyorlar. Bunu 2019 İBB seçiminde de gördük çalışanlar ağlayıp ne yapacağız derken iktidar partisinin genel başkanı '' Onlar topal ördek '' diyerek çalışanlara teselli vermeye çalışırken daha sonra belediyeleri çalıştırmamak için maddi ve kamusal güçler kullanılmıştır.Bu zihniyet daha sonra pek çok konuda görülmüş ve iktidarı vermemek için pek çok yeni yöntem denenebileceğini ihtimal dahilinde olduğunu göstermiştir . Bunda en büyük sorumluluk TSK'ya düşmektedir. İktidarı vermek istemeyen yönetimlere örnek ırak , suriye gibi ülkelerdir üstelik Türkiye Suriye'deki muhalifere silah ve erzak yardımı yapmıştır. Türkiye'deki iktidar devamlı vergileri artırıyor ama yandaş ve çok ucuza ( madenler verilirken ) yada çok pahalıya ( ihaleler ) verilirken vergileri silip kamu desteği sağlarken diğer kesimden vergileri artırarak oy verecek kesime para transferi yapmakta böylece devamlı %51 oy almak istemektedir. Buna rağmen yine de iktidarın kaybetmesi olağandır. Fakat seçimden sonra eski iktidarın ülkede kaos yaratamaması için bazı uygulamalar da gerekmektedir

  Bağımsız Parti iktidarında yada koalisyonunda ;

  1- Kamu personel reformu yapılarak eski iktidar yandaşlarının kaos çıkarma veya devletin iş yapamaz konuma getirme imkanı minimize edilecektir

  2-Vergiler düşürülerek kaçakçılıkla para kazanma imkanı azaltılacaktır

  3-Uyuşturucu-uyarıcı madde konusunda kişisel yada dini önyargılar yerine bilimsel verilere dayanarak yeni düzenlemelere  gidilecektir . 20 milyar ile 50 milyar dolar arasındaki parayı bizim elemanlar denilen mafya yapılarına bırakmak devlet ciddiyetine yakışmamaktadır. Gerekirse işsiz kalan mafya çalışanları kamu işçiliğine alınabilir ve kıbrıs güneydoğu veya sınır bölgelerinde kullanılabilir

  4-Devletten beleş geçinme kavramının yok olması için kamu personel sistemi dışında özel teşebbüse destekler olacaktır.Böylece iktidarı devam ettirmek için hukuksuz işler azalacaktır. Devlette -Belediyede çalışan hatta çalışmadan ayda 2-3 bin dolar kazanmak iktidar fanatikliğine neden olmakta ama özel sektörde çalışıp 2-3 bin dolar kazanan için fanatiklik oluşmayacaktır. Bağımsız parti iktidarında kamuda iyi maaş olsa da özel sektörde iyi maaş kazanan sayısı daha fazla olacaktır. Kamu bir kesimin beleş kazanç kapısı olmaktan çıkarılıp hizmet yeri olarak yapılandırılacaktır